Seda Diker – Mart 2009

Sayın DİKER sohbetimize hoş geldiniz. Bize biraz kendinizi tanıtabilir misiniz? Hangi okullardan mezun oldunuz? Hangi eğitimleri aldınız?

- Merhaba. Öncelikle davetiniz için teşekkür ederim. Ben Robert College ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldum. 9 yıl bankacılık yaptıktan sonra mesleğimi bırakmak zorunda kaldım. Çünkü çocuğum olmuyordu. 2001 yılında hamile kalmayı başardığımda ise Brüksel’e taşındık. Ailemle birlikte New York’a yerleştiğimiz dönemde, yani 2004 – 2007 yılları arasında, National Guild of Hypnotists kurumunun okulu olan New York Awareness Center’dan İlk klasik hipnoz eğitimimi aldım. Columbia Presbiterian Hospital ve Northern Westchester Hospita’ın Alternatif Tıp Bölümlerinde ve Uluslararası hastalara bakılan bölümlerde Kanserli hastalar ve Tüp Bebek Tedavisi gören hanımlarla çalışmaya başladım.

New York’ta yaşadığım dönemde hem çalıştım hem de 13 aylık Klinik Hipnoz ve kinestetik danışanlar için yararlı olan Parts Therapy Eğitimimi tamamladım. Daha sonra, World Regression Institute Kurumunun başkanları olan Amerika’lı iki eğitmenden Regression Therapy eğitimi aldım. Bu alanda Türkiye’de hipnoz ve regresyon, yani Geçmiş Yaşamlar Terapisi alanında parmakla sayılabilecek birkaç kişiden biriyim.

İş hayatına “Bankacılık”la başladığınızı biliyoruz; bize biraz ilk çalışmaya başladığınız dönemden söz edebilir misiniz? İlk deneyimleriniz ve izlenimleriniz neler oldu? Bugün o dönemdeki deneyimlerden yararlandığınız oluyor mu?

- Bankacılık benim ilk göz ağrımdı. Öğrencilik yıllarımda Ekonomi okurken tek idealim portföy yöneticisi olmaktı. Hedefime öylesine kilitlenmiştim ki, henüz diplomamı almadan, 1989 Haziran ayında Citibank’te ilk görevime başladım. Bu bankada Hazine Operasyonda yani muhasebe alanında çalışıyordum ve beni hiçbir şekilde heyecanlandırmıyordu. Yine de 9 ayımı verdiğim bu görev bana çok şey öğretti. Daha sonra Osmanlı Bankası’nda uzun yıllar çalıştım. Burada Sabit Getirili Menkul Kıymetler Bölümünde Müdür oldum. Banka adına Hazine İhalelerine katılmak, Yatırım Fonları Kurmak ve Yönetmek, Şubelerdeki müşteriler için faiz oranlarını belirlemek benim sorumluluklarım arasındaydı. Daha sonra Alfa Menkul Kıymetler’den transfer teklifi alarak görev değiştirdim. Bu kez Direktördüm. Fon akışı ve Portföy Yönetimi Bölümlerinden de sorumlu hale gelmiştim.
Tüm bu deneyimler, bana bugün kendi şirketimi kurduğumda, iş başarısı olarak geri döndü. Bankacılık yıllarında risk almanın kurallarını öğrendim. Bana bağlı çalışan kişileri doğru şekilde motive edebilmek ve yönetebilmeyi öğrendim. Planlama yapmak, hedefleri doğru koyabilmek ve en önemlisi, parayı yönetebilme becerilerini edindim.
Bankacılık, kendi şirketini kurmak isteyecek kişiler için mükemmel bir eğitim alanı bence. Piyasayı, paranın akışını, müşterilerle ilişki kurmayı, insanları tanımayı ve ürettiğiniz her ne ise, bunun doğru şekilde sunulmasını bilmek gerekiyor.
Şunu söylemek isterim. Kendi işinizi yapıyorsanız, insanlara her ne sunuyorsanız, herkesin kazancını, herkesin memnun olmasını sağlamalısınız. Bunu bankacılıktan öğrendim. Faiz verirken nasıl hem banka, hem müşteriler, hem de hazine kazanıyorsa; kendi işimde de verdiğim hizmet, sadece bana değil, müşterilerime de gerçekten hizmet etmeli, onları mutlu etmeliydi. Tıpkı pazarlık masasına oturduğunuzda tüm tarafların kazanabileceği en mükemmel çözümü bulmak zorunda olduğunuz gibi.

Meditasyon ve hipnoz çalışmalarına nasıl ilgi duydunuz? Sizi bu konulara iten etkenler neler oldu?

- 1998 yılında çocuğumuzun olamadığını fark ettik. Çeşitli yöntemler denedik ama olmadı. Anne olabilmeyi öylesine ihtirasla istiyordum ki, Tüp Bebek denemeye karar vererek, bankacılıktaki görevimi gözümü kırpmadan bıraktım. Stresten uzak kalmalıydım. Ancak 6 kez tüp bebek denemesi yaptığım halde başarılı olamadım. Sanki gizli bir kuvvet vücudumu hamile kalmaktan alıkoyuyordu. Sonunda doktorlar bana eve dönmemi ve uğraşmaktan vazgeçmemi tavsiye ettiler. Bir evlat sahibi olabilmek için tüm yollar kapanmış görünüyordu. Depresyona girmek yerine başka bir çıkış yolu ararken, zihnimizin ve bilinçaltımızın, bedenimiz ve hayatımız üzerindeki etkilerini fark ettim. İnternette araştırmalar yapıyor, bu konudaki dünya literatürünü takip ediyordum. O yıllarda Türkiye’de bu alanda pek fazla bilgi ya da uygulama yoktu. İlk olarak stresin, hamilelik şansını %33 oranında düşürdüğünü öğrendim ve hemen meditasyon ve enerji şifacılığı eğitimi aldım. Evde uygulamaya koyuldum. Ancak bu yeterli olmadı. Kökten bazı duygularımı ve inanç kalıplarımı kırmam değiştirmem gerekiyordu. Bu yüzden, İsrail’den gelen bir Regresyon Terapisti’nin 3 günlük eğitimine katıldım. Ve büyük bir şaşkınlıkla bilinçaltımdan hamile kalmamı kendi kendime nasıl engellediğimi keşfettim.
Bu keşif benim hayatımın yönünü değiştirdi. Önce 1 buçuk yıl kendi bilinçaltımı ve duygularımı temizledim. Daha sonra hemen hamile kaldım. Şu anda oğlum 7 yaşında ve gerçek bir mucize bebek.

Meditasyon ve enerji şifacılığı ile ilk eğitimlerinizi nerede aldınız? İlk aldığınız eğitimler yeterli oldu mu? Bu konuda kendinizi nerede ve nasıl geliştirdiniz? Yurt dışı deneyimlerinizden biraz söz eder misiniz?

- Meditasyon ve Enerji Şifacılığı’nı İstanbul’da Hasan ve Feride Cansever’den aldım. Spiritual Human Yoga adlı bir okulun Türkiye’deki eğitmenleriydiler. Kendi vücuduma uyguladığımda tüp bebek uygulamalarında yumurtalarımın hepsinin aynı boyda ve sağlıklı olmalarını sağlayabiliyordum. Bildiğiniz gibi tüp bebek tedavisinde birden fazla ve sağlıklı yumurta üretilmesi gerekiyor. Ya da stresten arınabiliyordum. Ama tek başına enerji şifacılığı ve meditasyon yeterli olmadı.

ABD’de aldığınız eğitim ve çalışmalardan söz edebilir misiniz? Çalışma lisansı alabilmek için hangi aşamalardan geçtiniz ve hangi derneklere üye oldunuz?

- ABD’de hipnoz alanında çalışabilmeniz için lisans veren bir kurumdan eğitim almanız gerekiyor. Her eğitim kurumu lisans veremiyor. Ben de ABD de Ulusal Hipnozcular Derneği anlamına gelen National Guild of Hypnotists in okulu olan New York Awareness Center’dan hipnoz eğitimi aldım. 1 buçuk yıllık eğitimimde, klasik hipnoz, gözü açık telkin, etkili konuşma ve sunum eğitimi, hipnotik dille eğitim, klinik hipnoz, parts terapi ve regresyon terapi, yani geçmiş yaşamlar terapisi eğitimleri aldım. National Guild of Hypnotists, yani Ulusal Hipnozcular Derneği’nin üyesi haline geldim.
Lisansım bugün dünyanın pek çok ülkesinde ve ABD’nin tüm eyaletlerinde geçerlidir. Daha sonra, Dünya Regresyon Terapistleri Enstitüsü olan World Regression Institute’un aynı zamanda eğitmen olan Başkan ve Başkan Yardımcılarından 2 aşamalı, artık benim için Master düzeyi olan İleri Regression Therapy eğitimini aldım. Bu eğitimler, Türkiye’deki kurumlarda verilmez. Çünkü Geçmiş Yaşam deneyimleri dini inanç sistemine aykırı bulunabiliyor. Ancak bizler için, Trans sırasında ortaya çıkan Geçmiş Yaşam öykülerinin gerçek olup olmadığı önemli değildir. Kişi, çocukluk döneminde izlediği bir filmle kendisini özdeşleştirmiş bile olabilir. Ancak bu hikâyenin sonunda ortaya çıkan inanç kalıbı ile olumsuz duyguyu bulup onları bilinçaltından temizlemek, kişinin hayatını olumlu yönde değiştirir ve vücudunu şifalandırır. Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra, sadece kanser ya da tüp bebek alanında değil, kadın erkek ilişkileri üzerinde de duygusal temizlik ve bilinçaltı temizliği uygulamaları yapmaya başladım. Bu alanda oldukça ilginç bulgular var ve ben önümüzdeki senelerde, National Guild of Hypnotists ve World Regression Institute bünyesinde yapılan yıllık üye toplantılarında bu alandaki tecrübelerimi sunacağım.

ABD’de çalıştığınızı biliyoruz; hangi merkezde ve hangi hastalar üzerinde çalıştınız? Türk hastalarınız oldu mu? Kanser hastalarına ve kısırlık tedavisi gören kadınlara ne gibi meditasyonlar ve çalışmalar yaptınız?

- ABD’de hemen hemen her hastanede Alternatif Tıp Departmanları kurulmuş. Bu alanda duygusal yapının desteklenmesinin, beden ve sağlık üzerinde ne kadar etkili olduğunu, hatta DNA yapısının bile nasıl etkilendiğini biliyorlar ve bu alanda hizmet sektörü epeyce ilerlemiş durumda. Ben, ABD deki hastanelerle çalışmak istediğimde, NİŞ bir servis vermek zorumda olduğumu biliyordum, çünkü Amerikalılar bir Türk’e duygularını ve bilinçaltlarını teslim edecek kadar güvenemezler. Onlar ilginç bir toplum aslında. En yakın arkadaşlarına bile güvenmiyorlar. Hastanelerdeki Uluslararası Departmanlarda çalışan elemanlarla işbirliği içine girdim. ABD’ye dünyanın her ülkesinden şifa arayan pek çok hasta geliyor. Bunların arasında bizim kültürümüze en yakın olan ülkelerin hastalarını bana yönlendirmeye başladılar. Önce Türk hastalarla başladım. Çünkü hem Türkçe, hem de İngilizce hipnoz uygulayabiliyordum. ABD’ye gelip Türkçe yardım almak çok hoşlarına gidiyordu. Daha sonra Yunanlı ve Arap hastalarla da kaynaştık. Kanser tedavisinde, hastaların duygusal sistemlerine inip, hangi yakıcı duyguları biriktirdiklerini buluyor, öncelikle bu duyguların boşaltılmasını sağlıyordum. Kanser hastalığı, genetik miras ile yakından ilişkili olduğu gibi, çok kuvvetli olumsuz duygular; (Endişe, suçluluk, kapana kısılmışlık, çaresizlik gibi…) ile de alakalıdır. Bu duyguları bilinçaltına iter de dışarı veremezsek, sinir sistemimiz inanç sistemimiz doğrultusunda vücudumuzun belli bir bölgesine bu duyguların enerjisini yönlendirir. Tıbbi yardım alıp, oluşan tümörü yok etsek bile, o duyguları ve kaynağını değiştiremezsek, yeniden üretebiliriz. O yüzden, yurt dışında pek çok hastanede yardımcı ve destekleyici tedavi yapılır. Bu uygulamalardan sonra stres azaltma, uyku bozukluklarını giderme, ağrı kontrolü uygulamaları yapıyordum.
Tüp Bebek uygulayan hanımlarda ise stres kontrolü, yumurta üretimini artırıcı telkin, embriyolar ile ilgili çalışmalar yapıyorduk. Ama ben kendi başımdan geçen tedavi dolayısıyla ek olarak ABD’de uygulanmamış teknikler geliştirmiştim. Bu teknikleri “Tüp Bebek Koçluğu” adı altında Northern Westchester Hospital’ın Alternatif Tıp Bölümü Başkanı Dr. Filnistein’a sundum. Çok beğenildi ve uygulamaya kondu.
Türkiye’ye döndükten sonra bu uygulamaları daha da geliştirdim. Şu anda sitemde Tüp Bebek sürecinde embriyolar ve yumurtalar üzerinde yapmış olduğumuz çalışmalara katılan hanımların deneyimlerini kendi elleriyle yazdıkları yazılardan okuyabilirsiniz.

Ne zaman Türkiye’ye döndünüz ve bu konuda Türkiye’de bir merkez açmaya nasıl karar verdiniz? Bize biraz Türkiye’deki merkezinizin ilk açıldığı günlerden söz edebilir misiniz? Merkezinizi nasıl duyurdunuz? Hastalarınız sizi nasıl buldu? İlk reaksiyonlar neler oldu?

- Türkiye’ye döndüğümde, hemen çalışmayı düşünmüyordum aslında. Ama özellikle kendi Tüp Bebek deneyimim ve hamile kalabilme savaşım bilindiği için ve ABD’deki çalışmalarımı bilen arkadaşlarım, benden faydalanabilecek tanıdıklarını yollamaya, ricalarda bulunmaya başladılar. İlk önce evde bir odamı bu işe ayırdım ve gelenlere yardımcı oldum. Çok başarılı çalışmalar yaptığımız için, o gelenler de kendi tanıdıklarını bana yollamaya başladılar ve böylece evimde her gün birkaç saatlik çalışma yapmak zorunda kaldım. Çok geçmeden, eve hiç tanımadığım yabancılar gelmeye başlayınca, ofis açmaya karar verdim.
Ancak, Türkiye’deki talep biraz farklı oldu. Burada kısırlık tedavisi gören hanımların yanı sıra, kadın erkek ilişkileri üzerine daha fazla talep geldi. Bu çok ilginç bir konu aslında, çünkü bilinçaltına indiğimizde, hamilelik ve annelik duygularının, dişilik ve kadınlık duygularına çok bağlı olduğunu görüyoruz. Erkeklerle bir türlü düzgün ilişki kuramayan, mutlu olamayan, ya da evlenemeyen kadınların bilinçaltlarındaki kök korkularla, hamile kalamayanlarınki çok paraleldi.
Bu benim kendi sürecimde de aynı olmuştu. Dişilik derken kadınlık ya da seksiliği kastetmiyorum. Dişilik çok ayrı bir bilgi içeriyor. Ve bu bilgiye sahip olmayan kadınlarda, genelde değersizlik, ya da terk edilme korkuları ortaya çıkıyor. Bende de kaybetme korkusu vardı. Dişilik değerim çok altlardaydı. Bunu elde edebilmek için ABD de TANTRA eğitimi almıştım. Bu alanda epey araştırma yapmıştım. Bir de Türkiye’de hem erkekler, hem de kadınlardaki bilinçaltı korkularını tespit edebilmek için öylesine çok fırsatım oldu ki, pek çok bilgiyi bir araya getirme fırsatı buldum.
Bilmeyenler için TANTRA’nın ne olduğu hakkında çok kısa bir bilgi vermek isterim. Tantra, cinsellik ve kadın erkek ilişkisi yoluyla Tanrı’ya ulaşmak diye açıklanıyor. Ama özde, kadın ve erkeğin, ilişkide birbiriyle çok derin düzeyde savaşmasından kaynaklanan problemlerin giderilmesini anlatıyor. Kadın ve erkek bilinçaltı korkuları ve inanç kalıpları yüzünden birbirleriyle bütünleşemiyorlar. Onun yerine savaşıyorlar. Oysa içten içe cinsellik ile yaşanmaya çalışılan ve özlenen duygu, birbiriyle BÜTÜNLEŞEBİLMEK.

Türkiye’ye geldikten sonra yaptığım çalışmaları da derleyerek, şu anda bir eğitim programı oluşturdum. Bu da Türkiye’deki boşluğu dolduran, şu anda kadar yurdumuza gelememiş bilgileri içeren, kadın ile erkeğin bütünleşebilmesini, kadınların gerçek birer dişi olmalarını sağlayan, yine son derece NİŞ bir eğitim tasarladım. Eğitimin tamamını, hipnotik dilde veriyorum. 1. yarıda bilgi, 2. yarıda ise oto hipnoz teknikleri öğretip uygulattırıyorum. Kişileri, kendi başlarına transa girebilecek düzeye programlıyorum. Kendi bilinçaltı kalıplarını bulup temizleyebiliyorlar. Bu çok derin olmayan bir seviyede yapılıyor. Ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz.
Bahsettiğim tekniği Regression hocalarıma da sordum ve onaylarını aldım. Çok etkilendiler ve ABD deki konferansta sunum yapmamı istediler. Şu anda eğitim çok başarılı bulunuyor. Ayda 2 gün 10’ar kişilik gruplara veriyorum ve talebe yetişemiyoruz.
Hem erkeğin, hem de kadının aşk hayatını bilinçaltları belirlediği için, bir ilişkinin gidişini okuyabildiğim gibi, olumsuzdan olumluya da çevirebilirim. Bunu danışanlarıma öğretiyorum. İlişki stratejistliği yapıyorum. Son dönemde, ağırlıklı olarak AŞK OKULU .adlı bir program uygulamasına başladım. Pek çok gazete ve Televizyon programına bu konu üzerine davet edildim ve içerik nedeniyle yüksek rating aldık. Son olarak, bir de Spritüel Roman yazdım. Bu tarz, kendi türünü yaratacak çünkü spritüel konularda ya eğitim kitabı oluyor, ya da kişisel gelişim türünde… Roman, hipnoz ve geçmiş yaşam öyküleri ile örülmüş, danışanlarımın gerçek yaşam öykülerinden oluşmuştur. Yalnızca ilk bölümde, kendi çocuk yapma öykümü ve bilinçaltı kalıplarımın ortaya çıktığı geçmiş yaşam öykümü de kullandım. Okuyucu ile son derece yalın bir dille, samimi bir anlatımla buluşuyorum. Kitabım DOĞAN YAYINCILIK tarafından çok beğenildi. Yayın Kurulu’nda hiç itirazsız tüm üyeler tarafından kabul edilen tek proje olarak büyük bir özenle basılma kararı alınmış. Mayıs ayı civarında yayınlanacak.

Bugün kendi merkezinizde çok değerli çalışmalar yaptığınızı ve çok yoğun bir taleple karşı karşıya kaldığınızı biliyoruz; hastalarınız en çok hangi şikâyetlerle geliyorlar? Onlar ne gibi katkılar sağlıyorsunuz?

- Bugün, en çok hayatlarında bir türlü içinden çıkamadıkları kısır döngüler yaşayanlar bana başvuruyorlar. Çünkü kısır döngüler genelde kökleşmiş korkularımızdan kaynaklanır. Bu korkuları zihnimiz ört bas eder. Ancak yüzleşmesek de, korkularımızdan kaynaklanan bir takım savunma mekanizmaları geliştiririz. Örneğin, kaybetme korkusu yaşayan kadınlar, bazen güzel gidebilecek ilişkiden korkup önce kendisi arıza çıkartabiliyor. Ya da sevgi açlığı olup değersizlik duygusu olan kişiler, açlıklarını gidermek için, yemek bağımlısı olup kilo alabiliyorlar. Bu tarz sıkıntılarda, boşluğu ve korkuyu yakalayıp, kökenine inip yerine olumlu duygular yerleştirebiliyoruz. Bir de ikili ilişkiler için gelen pek çok danışanım var. Aslında son zamanlarda en çok AŞK hayatındaki problemler için gelen hanımlarla çalışıyorum. Çünkü gerçek çözümlere ulaşıyoruz. Bu konudaki başarı arttıkça, tavsiyeler de çoğalıyor. Çünkü henüz Türkiye’de bilinmeyen bir konuyu gündeme getirdim.
Danışanlarım, kötü giden ilişkilerini yeniden AŞKA programlamak için, doğru ilişkileri kurabilmek için, ayrılık acısını yenmek için, partneriyle bütünleşebilmeyi öğrenmek için, bu alanda kendilerini engelleyen korku kalıplarını bulup temizleyebilmek için geliyorlar. Özellikle bu alanda hiç yanılmadım. Her seferinde başarı sağladık. 11 yıllık bilgi birikimim ve dişilik ile hipnoz bilgilerinin birleşimi, bu alanda kişinin özgüvenini de kuvvetlendiriyor.
Bize göre, özellikle kadınlarda, KİŞİLİK, DİŞİLİK’ten doğuyor. Yani dişilik özgüveni gelişemezse, kişilik özgüveni de kısır kalıyor ve sadece erkeklerle olan ilişkide değil, iş ve para alanlarında da bazı kısır döngülere sebep oluyor. Potansiyelimize ulaşabilmemizi engelliyor. Partnerimizi ve kendimizi tam olarak duygusal, ruhsal zihinsel olarak da doyurabilmemizi engelliyor.

Bir ekibiniz var mı? Yoksa yalnız mı çalışıyorsunuz? Web sayfanızda çok ilgi çekici farklı konularda çalışmalar yaptığınız görülüyor, biraz da bu konularda bilgi verebilir misiniz?

- Şimdilik ekibim yok. Sadece bir asistanım var. Ancak bu alanda çalışmalar yapmak üzere planlama aşamasındayım. Amacım, ilerde daha çok workshop, oto hipnoz ve dişilik eğitimleri verebilmek, seminerlerde konuşmacı olarak derlediğim bilgileri yayabilmek. Başka kitaplar da yazmayı, gazete veya dergilerde köşe yazarlığı yapmayı, web sitemden danışanlarımın öykülerini (elbette izin verenlerin öyküleri), dünya literatüründeki bilgileri yayınlamayı arzuluyorum.
Regresyon ve diğer rutin seansları artık kendi yetiştirdiğim ekibime yaptırmayı istiyorum. Bu sayede daha fazla kişiye ulaşabileceğimi düşünüyorum.
Burada önemle eklemek istediğim bir şey var. İlerde bir ekibim olsa bile, danışanlarım her zaman bana kolayca ulaşabilecekler. Bence bu alanda danışman ile danışan arasında kurulan özel bağ çok kıymetli. Asıl tedaviyi bu bağ sağlıyor. Karşılıklı güven oluşturmak çok önemli.

Merkezinizin geleceği ile ilgili planlarınız nelerdir? Konumuz pazarlama olduğu için, bu konuda da bir soru sormama izin verin lütfen; pazarlama faaliyetleriniz var mı? Şu an olmasa bile ileride merkezinizin pazarlama ile ilgili çalışmaları olacak mı?

- Evet elbette olacak. Benim işimde, pazarlamanın büyük ölçüde danışanların birbirine tavsiyesi ile olduğunu söylemek zorundayım. “Word of Mouth” çok etkili bir yöntem. Ama ben aynı zamanda, medyayı da kullanıyorum. TV programlarında konuk olarak çıkıyorum. Şimdiye kadar iki kez Türkmax kanalında Hülya Aydın ile “Hayata Dair”, bir kez Habertürk kanalında Saba Tümer ile “Bu Gece” programına konuk oldum. Her ikisi de büyük ses getirdi. Bir kez Cosmopolitan dergisi’ne, bir kez de Bebeğimle Elele dergisi’ne röportaj verdim. Ayrıca, Sabah Gazetesi ekinde Ece Saruhan ve Posta Gazetesi ekinde Merve Özaytekin’in köşelerinde konuk oldum. Son derece keyifli röportajlar yaptık. Uzman TV de gelip ofisimde benimle söyleşi yaptı ve internette bu yüzden sürekli varım.
2009 yılı için İnternet Sitemin daha profesyonel hale getirilmesi üzerine çalışma başlattım. Şubat ayı içinde yeni görünüm ve dizayn ile okuyucularımın karşısında olacağım. Okuyucu kitlem artık ayda 10 bin ziyaretçiyi buldu. Gün geçtikçe bu sayı artıyor. Okuyucu kitlem, yeni yazı bulamasa bile, eski yazıları yeni baştan okuyacak kadar sadık. Ben de bu kitleye haftalık yeni yazılar eklemeyi ve daha aktif bir hizmet sunmayı planlıyorum.
Kitabımın yayımlanması ile birlikte, TV programlarına konuk olmayı hedefliyorum. Kitabın satışı rayına oturduktan sonra, film senaryosu olarak yeniden düzenlenecek. Bu konuda, Türkiye’nin en önemli dört senaristinden biri ile görüşüp mutabık kaldık. Yapımcı şirketler ile görüşmelerimiz sürüyor.
Kitap ve film projeleri ile eşzamanlı olarak, TV’de kendi programımı üretme çalışmalarını da düşünebilirim. Ancak bu alanda, adımın doğru konumlandırılacağı, iyi düşünülmüş bir proje üzerinde olmalıyım. Bu alanda görüşme yaptığım birkaç kanal ve yapımcı şirket de var.

Sizi ve çalışmalarınızı tanımaktan çok mutlu olduk, başarılarınızın devamını dileriz.

- Çok teşekkür ederim.

Söyleşiyi yapan: Hakan Okay, Mart 2009